مُقَزِّز

الرَّائِحَةُ الْمُقَزِّزَةُ فِي الشَّارِعِ جَعَلَتْنِي أَتَقَيَّأُ.

Sokaktaki iğrenç koku beni kusturdu.

الْمَنْظَرُ الْمُقَزِّزُ لِلدِّمَاءِ جَعَلَنِي أَشْعُرُ بِالدُّوَارِ.

Kanın tiksindirici manzarası başımı döndürdü.

الطَّعَامُ الْمُقَزِّزُ فِي الْمَطْعَمِ جَعَلَنِي أَفْقِدُ شَهِيَّتِي.

Restorandaki mide bulandırıcı yemek iştahımı kaçırdı.

İlişkili Kelimeler