أُحِبُّ الْجُلُوسَ عَلَى الْمَقْعَدِ الْمُرِيحِ فِي غُرْفَةِ الْمَعِيشَةِ كُلَّ مَسَاءٍ.
Her akşam oturma odasındaki rahat koltukta oturmayı severim.
أُحِبُّ الْجُلُوسَ عَلَى الْمَقْعَدِ الْمُرِيحِ فِي غُرْفَةِ الْمَعِيشَةِ كُلَّ مَسَاءٍ.
Her akşam oturma odasındaki rahat koltukta oturmayı severim.
هَلْ يُمْكِنُكَ أَنْ تُحْضِرَ لِي مَقْعَداً إِضَافِيّاً مِنَ الْحَدِيقَةِ؟
Bana bahçeden fazladan bir sandalye getirebilir misin?
أَحْضَرْتُ مَقْعَدًا خَشَبِيًّا لِلْجُلُوسِ فِي الْحَدِيقَةِ.
Bahçede oturmak için tahta bir iskemle aldım.
Ayrıca: tabure, oturak
bank, oturacak, kanepe, kürsü, sekmen
بَقِيَ الرَّجُلُ الْعَجُوزُ مُقْعَدًا نَتِيجَةَ الْحَادِثِ الَّذِي تَعَرَّضَ لَهُ.
Yaşlı adam, geçirdiği kaza sonucu kötürüm kaldı.