المُحَاضَرَةُ كَانَتْ مُمِلَّةً جِدّاً لِدَرَجَةِ أَنَّ الطُّلَّابَ بَدَؤُوا يَفْقِدُونَ الِاهْتِمَامَ.
Ders o kadar sıkıcıydı ki öğrenciler ilgilerini kaybetmeye başladılar.
المُحَاضَرَةُ كَانَتْ مُمِلَّةً جِدّاً لِدَرَجَةِ أَنَّ الطُّلَّابَ بَدَؤُوا يَفْقِدُونَ الِاهْتِمَامَ.
Ders o kadar sıkıcıydı ki öğrenciler ilgilerini kaybetmeye başladılar.
الْحَيَاةُ الرُّوتِينِيَّةُ قَدْ تَكُونُ مُمِلَّةً فِي بَعْضِ الْأَحْيَانِ، لِذَلِكَ أُحَاوِلُ تَجْدِيدَهَا.
Rutin hayat bazen tekdüze olabilir, bu yüzden onu yenilemeye çalışıyorum.
الْعَمَلُ فِي وَظِيفَةٍ مُمِلَّةٍ يُمْكِنُ أَنْ يُتْعِبَ الشَّخْصَ.
Yeknesak bir işte çalışmak insanı yorabiliyor.
tatsız, monoton, eğlencesiz, cazibesiz, macerasız, muttarit, usandırıcı, sefasız