sıkıntı

مِحْنَة — مِحَن

مَرَّتِ الْبِلَادُ بِمِحْنَةٍ اقْتِصَادِيَّةٍ كَبِيرَةٍ

Ülke büyük bir ekonomik sıkıntı yaşadı

يَجِبُ تَجَنُّبُ التَّسَبُّبِ فِي إِزْعَاجٍ لِلْآخَرِينَ فِي الْأَمَاكِنِ الْعَامَّةِ.

Halk arasında başkalarına sıkıntı vermekten kaçınmalıyız.

أَثَّرَ الضِّيقُ الِاقْتِصَادِيُّ سَلْبًا عَلَى الْعَدِيدِ مِنَ الْعَائِلَاتِ.

Ekonomik sıkıntı, birçok aileyi olumsuz etkiledi.

Ayrıca: هَمّ، كَرْب، مُشْكِلَة

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler