هَمّ — هُمُوم
كَانَ أَكْبَرُ هَمِّهِ هُوَ إِعَالَةَ أُسْرَتِهِ.
Onun en büyük derdi, ailesini geçindirmekti.
كَانَ أَكْبَرُ هَمِّهِ هُوَ إِعَالَةَ أُسْرَتِهِ.
Onun en büyük derdi, ailesini geçindirmekti.
لِكُلِّ إِنْسَانٍ مُشْكِلَةٌ فِي الْحَيَاةِ.
Her insanın hayatta bir derdi vardır.
جَدِّي يَشْكُو مِنْ مَرَضٍ فِي رُكْبَتِهِ مُنْذُ سَنَوَاتٍ.
Dedemin yıllardır dizinde bir derdi var.
بَلَاء، وَرْطَة، كُرْبَة، نَكَد، كُرُوب، بَلْوَى، شَجْو