اسْتَخْدَمَتِ الْأُمُّ مُنْخُلًا لِفَصْلِ الدَّقِيقِ عَنِ الشَّوَائِبِ قَبْلَ الْخَبْزِ.
Anne, fırınlamadan önce unu yabancı maddelerden ayırmak için bir elek kullandı.
اسْتَخْدَمَتِ الْأُمُّ مُنْخُلًا لِفَصْلِ الدَّقِيقِ عَنِ الشَّوَائِبِ قَبْلَ الْخَبْزِ.
Anne, fırınlamadan önce unu yabancı maddelerden ayırmak için bir elek kullandı.
يَسْتَخْدِمُ الْمُزَارِعُونَ الْمَنَاخِلَ لِفَصْلِ الْحُبُوبِ عَنِ الْقُشُورِ بَعْدَ الْحَصَادِ.
Çiftçiler, hasattan sonra tahılları kabuklarından ayırmak için kalburlar kullanır.
وَضَعْتُ الشَّايَ فِي مُنْخُلٍ صَغِيرٍ لِتَصْفِيَةِ الْأَوْرَاقِ.
Yaprakları süzmek için çayı küçük bir süzgece koydum.
çalkar, tepir, kevgir