كَانَ انْتِقَامُهُ مُنَكِّلًا.
İntikamı acımasızdı.
كَانَ انْتِقَامُهُ مُنَكِّلًا.
İntikamı acımasızdı.
الْقَانُونُ يَجِبُ أَنْ يَكُونَ مُنَكِّلًا لِلْمُجْرِمِينَ.
Kanun, suçlular için cezalandırıcı olmalıdır.
الْحَرْبُ تَجْلِبُ مُعَانَاةً مُنَكِّلَةً لِلشُّعُوبِ.
Savaş, halklar için eziyetli acılar getirir.
işkenceci