كَانَتِ الشَّمْسُ مُوغِلَةً فِي الْغُرُوبِ عِنْدَمَا وَصَلْنَا إِلَى الشَّاطِئِ، مِمَّا أَضْفَى عَلَى الْمَكَانِ جَمَالًا خَاصًّا.
Sahile vardığımızda güneş batmaya çok yakındı, bu da mekana özel bir güzellik katıyordu.
كَانَتِ الشَّمْسُ مُوغِلَةً فِي الْغُرُوبِ عِنْدَمَا وَصَلْنَا إِلَى الشَّاطِئِ، مِمَّا أَضْفَى عَلَى الْمَكَانِ جَمَالًا خَاصًّا.
Sahile vardığımızda güneş batmaya çok yakındı, bu da mekana özel bir güzellik katıyordu.
كَانَتِ الْأَسْعَارُ مُوغِلَةً فِي الِارْتِفَاعِ بِسَبَبِ الْأَزْمَةِ الِاقْتِصَادِيَّةِ الَّتِي تَمُرُّ بِهَا الْبِلَادُ.
Ülkenin içinde bulunduğu ekonomik kriz nedeniyle fiyatlar aşırı derecede yükselmişti.
كَانَتْ جُذُورُ الشَّجَرَةِ مُوغِلَةً فِي الْأَرْضِ، مِمَّا جَعَلَهَا قَادِرَةً عَلَى تَحَمُّلِ الْعَوَاصِفِ الْقَوِيَّةِ.
Ağacın kökleri toprağın derinliklerine işlemişti, bu da onu güçlü fırtınalara dayanıklı hale getiriyordu.