مَوْقِد

مَوَاقِد

أَشْعَلْتُ النَّارَ فِي الْمَوْقِدِ لِتَدْفِئَةِ الْغُرْفَةِ فِي الشِّتَاءِ.

Kışın odayı ısıtmak için ocağı yaktım.

جَلَسْنَا بِجَانِبِ الْمَوْقِدِ نَسْتَمْتِعُ بِدِفْءِ النَّارِ.

Ateşin sıcaklığının tadını çıkararak şöminenin yanında oturduk.

فِي الْعُصُورِ الْقَدِيمَةِ، كَانَ النَّاسُ يَطْبُخُونَ وَجَبَاتِهِمْ عَلَى الْمَوْقِدِ.

Eski zamanlarda insanlar yemeklerini soba üzerinde pişirirlerdi.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler