مِنَ الصَّعْبِ تَمْيِيزُ الأَصْوَاتِ المُتَشَابِهَةِ فِي هَذِهِ البِيئَةِ الصَّاخِبَةِ.
Bu gürültülü ortamda benzer sesleri ayırt etmek zordur.
مِنَ الصَّعْبِ تَمْيِيزُ الأَصْوَاتِ المُتَشَابِهَةِ فِي هَذِهِ البِيئَةِ الصَّاخِبَةِ.
Bu gürültülü ortamda benzer sesleri ayırt etmek zordur.
مَيَّزَتِ الشَّرِكَةُ أَفْضَلَ الْمُوَظَّفِينَ وَمَنَحَتْهُمْ جَوَائِزَ قَيِّمَةً.
Şirket en iyi çalışanları seçti ve onlara değerli ödüller verdi.
يَجِبُ أَنْ نُمَيِّزَ بَيْنَ الْحَقِيقَةِ وَالْخَيَالِ فِي هَذِهِ الْقِصَّةِ الْمُعَقَّدَةِ.
Bu karmaşık hikayede gerçekle hayali ayırmalıyız.
tanımak, karakterize etmek, tefrik etmek, ayrımsamak, farklılaştırmak