هُنَاكَ مَيْلٌ مُتَزَايِدٌ نَحْوَ اسْتِخْدَامِ الطَّاقَةِ الْمُتَجَدِّدَةِ.
Yenilenebilir enerji kullanımına yönelik artan bir eğilim var.
هُنَاكَ مَيْلٌ مُتَزَايِدٌ نَحْوَ اسْتِخْدَامِ الطَّاقَةِ الْمُتَجَدِّدَةِ.
Yenilenebilir enerji kullanımına yönelik artan bir eğilim var.
لَدَيَّ مَيْلٌ إِلَى قِرَاءَةِ الْكُتُبِ التَّارِيخِيَّةِ.
Tarih kitapları okumaya bir eğilimim var.
يَتَزَايَدُ مَيْلُ الشَّبَابِ إِلَى التِّكْنُولُوجْيَا تَدْرِيجِيًّا.
Gençlerin teknolojiye olan temayülü giderek artıyor.
Ayrıca: tandans, eğim
yönelim, eğilme, düşkünlük, eğiklik, eğiliş, eğinme, abanma, yatkınlaşma, yatkınlık, meyletme, hoşlanma, yöneliş, yönelme, yanlama, zaaf, şev, eğilimlilik, eğimlilik, meyillilik, meylediş, çekiklik, eğilinme, meyillenme, yönseme, tropizm, sapış
هَذَا الطَّرِيقُ يَبْعُدُ خَمْسَةَ أَمْيَالٍ عَنِ الْمَدِينَةِ.
Bu yol, şehre beş mil uzaklıkta.