هَذَا النَّوْعُ مِنَ الزُّهُورِ نَادِرٌ جِدًّا فِي هَذِهِ الْمِنْطَقَةِ.
Bu tür çiçekler bu bölgede çok nadirdir.
هَذَا النَّوْعُ مِنَ الزُّهُورِ نَادِرٌ جِدًّا فِي هَذِهِ الْمِنْطَقَةِ.
Bu tür çiçekler bu bölgede çok nadirdir.
مِنَ النَّادِرِ أَنْ أَرَى شَخْصًا يَتَصَرَّفُ بِهَذِهِ الطَّرِيقَةِ.
Birinin bu şekilde davrandığını görmek enderdir.
تُعْرَضُ أَعْمَالٌ نَادِرَةٌ جِدًّا فِي الْمَتَاحِفِ، لِذَلِكَ يَجِبُ عَلَيْنَا زِيَارَتُهَا.
Müzelerde çok nadide eserler sergileniyor, bu yüzden ziyaret etmeliyiz.
Ayrıca: seyrek
eşsiz, bulunmaz, görülmemiş, alışılmadık, binde bir, kıt, yekta, müstesna, emsalsiz, tek tük, alışılmamış, şaz, ünik