نَازِك

التَّعَامُلُ مَعَ هَذِهِ الْمَوَادِّ يَتَطَلَّبُ عِنَايَةً فَائِقَةً لِأَنَّهَا نَازِكَةٌ.

Bu malzemelerle uğraşmak çok dikkat gerektirir çünkü hassastırlar.

كَانَتْ تَرْتَدِي فُسْتَانًا نَازِكًا مِنَ الْحَرِيرِ.

İpekten zarif bir elbise giyiyordu.

كَانَتِ الْفَتَاةُ نَازِكَةً وَرَقِيقَةً مِثْلَ زَهْرَةٍ.

Kız, bir çiçek gibi narin ve zarifti.