سَمِعْتُ نَحِيبًا خَافِتًا فِي الْغُرْفَةِ الْمُجَاوِرَةِ.
Komşu odadan hafif bir hıçkırık duydum.
سَمِعْتُ نَحِيبًا خَافِتًا فِي الْغُرْفَةِ الْمُجَاوِرَةِ.
Komşu odadan hafif bir hıçkırık duydum.
كَانَ نَحِيبُهَا يَمْلَأُ الْمَكَانَ حُزْنًا.
Ağlayışı mekanı hüzünle dolduruyordu.
ağlama, vaveyla, zırıldanma, zırlama