النَّمْلُ الْأَبْيَضُ يَنْخَرُ الْخَشَبَ بِبُطْءٍ.
Beyaz karıncalar ahşabı yavaşça kemirir.
النَّمْلُ الْأَبْيَضُ يَنْخَرُ الْخَشَبَ بِبُطْءٍ.
Beyaz karıncalar ahşabı yavaşça kemirir.
içini kemirmek, aşındırmak, oymak
عِنْدَهُ نَخْرٌ فِي أَسْنَانِهِ.
Dişlerinde çürük var.
قَالَ الطَّبِيبُ إِنَّ الْمَرِيضَ يُعَانِي مِنْ نَخْرٍ فِي سَاقِهِ وَيَحْتَاجُ إِلَى عِلَاجٍ عَاجِلٍ.
Doktor, hastanın bacağında nekroz olduğunu ve acil tedavi gerektiğini söyledi.