tahrip

أَدَّتِ الْحَرْبُ إِلَى تَدْمِيرٍ كَبِيرٍ فِي الْمَدِينَةِ.

Savaş, şehirde büyük bir tahribe yol açtı.

يُمْكِنُ أَنْ تَتَسَبَّبَ الْكَوَارِثُ الطَّبِيعِيَّةُ فِي خَرَابٍ كَبِيرٍ فِي الْبِيئَةِ.

Doğal afetler, çevrede büyük bir tahribe neden olabilir.

أَدَّى التَّخْرِيبُ إِلَى إِتْلَافِ الْمُمْتَلَكَاتِ الْعَامَّةِ.

Vandalizm, kamu mallarının tahribine yol açtı.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler