نَدَّتِ الأُمُّ قِطْعَةَ القُمَاشِ بِالمَاءِ الدَّافِئِ قَبْلَ وَضْعِهَا عَلَى جَبِينِ الطِّفْلِ المَرِيضِ.
Anne, hasta çocuğun alnına koymadan önce bezi ılık suyla ıslattı.
نَدَّتِ الأُمُّ قِطْعَةَ القُمَاشِ بِالمَاءِ الدَّافِئِ قَبْلَ وَضْعِهَا عَلَى جَبِينِ الطِّفْلِ المَرِيضِ.
Anne, hasta çocuğun alnına koymadan önce bezi ılık suyla ıslattı.
نَدَوْتُ الْبُسْتَانِيَّةُ التُّرْبَةَ حَوْلَ النَّبَاتَاتِ الصَّغِيرَةِ لِضَمَانِ نُمُوِّهَا بِشَكْلٍ جَيِّدٍ.
Bahçıvan, küçük bitkilerin iyi büyümesini sağlamak için bitkilerin etrafındaki toprağı nemlendirdi.
نَدَّتِ الأُمُّ الأَرْضَ بِالمَاءِ فِي يَوْمٍ حَارٍّ لِتَخْفِيفِ حَرَارَةِ الجَوِّ.
Anne, havanın sıcaklığını azaltmak için sıcak bir günde yeri suyla serinletti.