نَزَحَ الْعَدِيدُ مِنَ السُّكَّانِ مِنْ قُرَاهُمْ بِسَبَبِ الْحَرْبِ الْأَهْلِيَّةِ.
Birçok insan iç savaş nedeniyle köylerinden göç etmek zorunda kaldı.
نَزَحَ الْعَدِيدُ مِنَ السُّكَّانِ مِنْ قُرَاهُمْ بِسَبَبِ الْحَرْبِ الْأَهْلِيَّةِ.
Birçok insan iç savaş nedeniyle köylerinden göç etmek zorunda kaldı.
نُزِحَتِ الْمِيَاهُ مِنَ الْبِرْكَةِ الْقَدِيمَةِ بَعْدَ الْفَيَضَانَاتِ الْأَخِيرَةِ.
Son sellerden sonra eski havuzdaki suyu boşaltmak zorunda kaldık.
hicret etmek, muhaceret etmek, göçmek, kopup gelmek, akaçlamak