يَجِبُ جَمْعُ الْفَاكِهَةِ عِنْدَمَا يَحِينُ وَقْتُ نُضْجِهَا.
Meyvelerin olgunluk zamanı geldiğinde toplanması gerekir.
يَجِبُ جَمْعُ الْفَاكِهَةِ عِنْدَمَا يَحِينُ وَقْتُ نُضْجِهَا.
Meyvelerin olgunluk zamanı geldiğinde toplanması gerekir.
kemal, yetişkinlik, büluğ, erişkinlik, erginlik, pişme, yetişmişlik, gelişkinlik, kâmillik
يَحْتَاجُ التُّفَّاحُ إِلَى وَقْتٍ كَافٍ لِيَنْضَجَ عَلَى الشَّجَرَةِ قَبْلَ قَطْفِهِ.
Elmaların toplanmadan önce ağaçta yeterince olgunlaşması gerekir.
نَضِجَتْ أَفْكَارُهُ وَتَغَيَّرَتْ نَظْرَتُهُ إِلَى الْحَيَاةِ مَعَ مُرُورِ الْوَقْتِ.
Fikirleri olgunlaştı ve zamanla hayata bakışı değişti.
يَجِبُ أَنْ يَنْضَجَ الْأَرُزُّ جَيِّدًا قَبْلَ تَقْدِيمِهِ عَلَى الْمَائِدَةِ.
Pilavın sofraya sunulmadan önce iyice pişmesi gerekir.
tekemmül etmek, tekâmül etmek, eprimek, erginleşmek, göynümek