نَفَحَ

يَنْفَحُ، نَفْح

نَفَحَ اللهُ فِي آدَمَ الرُّوحَ.

Allah Adem'e ruh verdi.

نَفَحَ الْوَرْدُ عِطْراً جَمِيلاً فِي الْحَدِيقَةِ.

Gül bahçede güzel bir koku yaydı.

نَفَحَ الطِّفْلُ عَلَى الشَّمْعَةِ لِإِطْفَائِهَا.

Çocuk mumu söndürmek için üfledi.

Ayrıca: bahşetmek