نَقَزَ

يَنْقُزُ، نَقْز

نَقَزَ الطِّفْلُ فَرَحاً عِنْدَما رَأى لُعْبَتَهُ الجَدِيدَةَ.

Çocuk yeni oyuncağını görünce sevinçle zıpladı.

نَقَزَ الأَرْنَبُ في الحَقْلِ بَحْثاً عَنِ الطَّعامِ.

Tavşan tarlada yiyecek ararken hopladı.