زُيِّنَتِ النُّقُوشُ الْمَوْجُودَةُ عَلَى السَّجَّادَةِ بِزَخَارِفَ تَقْلِيدِيَّةٍ.
Halıdaki nakışlar, geleneksel motiflerle süslenmişti.
زُيِّنَتِ النُّقُوشُ الْمَوْجُودَةُ عَلَى السَّجَّادَةِ بِزَخَارِفَ تَقْلِيدِيَّةٍ.
Halıdaki nakışlar, geleneksel motiflerle süslenmişti.
النُّقُوشُ الْمَوْجُودَةُ عَلَى الْحِجَارَةِ فِي الْمَدِينَةِ الْقَدِيمَةِ لَا تَزَالُ قَابِلَةً لِلْقِرَاءَةِ.
Antik kentteki taşların üzerindeki yazıtlar hala okunabiliyor.
kitabe, bezek, estamp, hakketme, gravür, isleme, kakılma, oyuş, örge, nakşetme, nakşolma, nakşolunma, yontma, gravürcülük
كَانَ الْحِرَفِيُّ الْمَاهِرُ مَاهِرًا جِدًّا فِي نَقْشِ الزَّخَارِفِ الْمُعَقَّدَةِ عَلَى الْخَشَبِ.
Usta zanaatkar, ahşaba karmaşık motifler nakşetmekte çok yetenekliydi.
kakılmak, nakşolmak, nakşolunmak, bezeklemek, hakketmek, resmetmek, desenlemek