نَقْعُ الْبَسْكَوِيتِ فِي الشَّايِ عَادَةٌ يُحِبُّهَا الْإِنْجِلِيزُ.
Bisküviyi çaya banma, İngilizlerin sevdiği bir alışkanlıktır.
نَقْعُ الْبَسْكَوِيتِ فِي الشَّايِ عَادَةٌ يُحِبُّهَا الْإِنْجِلِيزُ.
Bisküviyi çaya banma, İngilizlerin sevdiği bir alışkanlıktır.
demleme, demlendirme, demlenme, emdirme, ıslatma, ıslama
نَقَعَتِ الْأُمُّ الْبُقُولَ فِي الْمَاءِ طَوَالَ اللَّيْلِ لِتَسْهِيلِ طَهْيِهَا.
Anne, pişirmeyi kolaylaştırmak için baklagilleri bir gece boyunca suda ıslattı.
نَقَعَ الشَّايَ فِي الْمَاءِ السَّاخِنِ لِبِضْعِ دَقَائِقَ لِلْحُصُولِ عَلَى نَكْهَةٍ قَوِيَّةٍ.
Güçlü bir lezzet elde etmek için çayı birkaç dakika sıcak suda demledim.
banmak, demlendirmek, emdirmek, ıslamak, ıslatılmak