نَكَزَ صَدِيقَهُ بِلُطْفٍ لِيُوقِظَهُ مِنَ النَّوْمِ الْعَمِيقِ.
Arkadaşını derin uykusundan uyandırmak için hafifçe dürttü.
نَكَزَ صَدِيقَهُ بِلُطْفٍ لِيُوقِظَهُ مِنَ النَّوْمِ الْعَمِيقِ.
Arkadaşını derin uykusundan uyandırmak için hafifçe dürttü.
dürtelemek, bizlemek, nodullamak
ارْتَجَفْتُ مِنَ النَّكْزَةِ الْخَفِيفَةِ الَّتِي قَامَ بِهَا صَدِيقِي عَلَى كَتِفِي.
Arkadaşımın omzuma yaptığı hafif dürtme ile irkildim.
dürteleme, bizleme