ظَهَرَ النَّمَشُ عَلَى وَجْهِهَا بَعْدَ قَضَاءِ سَاعَاتٍ طَوِيلَةٍ تَحْتَ أَشِعَّةِ الشَّمْسِ الْحَارِقَةِ.
Kavurucu güneş ışınları altında uzun saatler geçirdikten sonra yüzünde çiller belirdi.
ظَهَرَ النَّمَشُ عَلَى وَجْهِهَا بَعْدَ قَضَاءِ سَاعَاتٍ طَوِيلَةٍ تَحْتَ أَشِعَّةِ الشَّمْسِ الْحَارِقَةِ.
Kavurucu güneş ışınları altında uzun saatler geçirdikten sonra yüzünde çiller belirdi.
كَانَتْ بَشَرَةُ الطِّفْلَةِ مَلِيئَةً بِالنَّمَشِ الصَّغِيرِ الَّذِي يُضْفِي عَلَيْهَا جَمَالاً خَاصّاً.
Küçük kızın cildi, ona özel bir güzellik katan küçük beneklerle doluydu.