بُقْعَة — بِقَاع
لَاحَظْتُ بُقْعَةً صَغِيرَةً عَلَى فُسْتَانِهَا، يَجِبُ أَنْ أُنَظِّفَهَا عَلَى الْفَوْرِ.
Elbisesinde küçük bir benek fark ettim, hemen temizlemeliyim.
لَاحَظْتُ بُقْعَةً صَغِيرَةً عَلَى فُسْتَانِهَا، يَجِبُ أَنْ أُنَظِّفَهَا عَلَى الْفَوْرِ.
Elbisesinde küçük bir benek fark ettim, hemen temizlemeliyim.
تَشَكَّلَتْ نِقَاطٌ صَغِيرَةٌ عَلَى الْجُدْرَانِ، أَعْتَقِدُ أَنَّهَا بِسَبَبِ الرُّطُوبَةِ.
Duvarlarda küçük benekler oluşmuş, sanırım nemden kaynaklanıyor.
كَانَ فِرَاءُ الْكَلْبِ مُغَطًّى بِرُقَطٍ سَوْدَاءَ عَلَى خَلْفِيَّةٍ بَيْضَاءَ.
Köpeğin tüyleri beyaz üzerine siyah beneklerle kaplıydı.
نَمَش