benek

بُقْعَة — بِقَاع

لَاحَظْتُ بُقْعَةً صَغِيرَةً عَلَى فُسْتَانِهَا، يَجِبُ أَنْ أُنَظِّفَهَا عَلَى الْفَوْرِ.

Elbisesinde küçük bir benek fark ettim, hemen temizlemeliyim.

نُقْطَة — نِقَاط

تَشَكَّلَتْ نِقَاطٌ صَغِيرَةٌ عَلَى الْجُدْرَانِ، أَعْتَقِدُ أَنَّهَا بِسَبَبِ الرُّطُوبَةِ.

Duvarlarda küçük benekler oluşmuş, sanırım nemden kaynaklanıyor.

رُقْطَة — رُقَط

كَانَ فِرَاءُ الْكَلْبِ مُغَطًّى بِرُقَطٍ سَوْدَاءَ عَلَى خَلْفِيَّةٍ بَيْضَاءَ.

Köpeğin tüyleri beyaz üzerine siyah beneklerle kaplıydı.

İlişkili Kelimeler