رَأَيْتُ نَمْلَةً صَغِيرَةً تَحْمِلُ قِطْعَةَ خُبْزٍ أَكْبَرَ مِنْهَا بِكَثِيرٍ إِلَى بَيْتِهَا.
Küçük bir karıncanın kendisinden çok daha büyük bir ekmek parçasını yuvasına taşıdığını gördüm.
رَأَيْتُ نَمْلَةً صَغِيرَةً تَحْمِلُ قِطْعَةَ خُبْزٍ أَكْبَرَ مِنْهَا بِكَثِيرٍ إِلَى بَيْتِهَا.
Küçük bir karıncanın kendisinden çok daha büyük bir ekmek parçasını yuvasına taşıdığını gördüm.
karıncalanmak