أَدَّى النَّهَمُ إِلَى زِيَادَةِ وَزْنِهِ.
Oburluk kilo almasına yol açtı.
أَدَّى النَّهَمُ إِلَى زِيَادَةِ وَزْنِهِ.
Oburluk kilo almasına yol açtı.
iştah, iştahlılık, yiyicilik, boğazsızlık, doymazlık
كَانَ الْوَلَدُ نَهِماً جِدّاً، يَأْكُلُ كَمِّيَّاتٍ كَبِيرَةً مِنَ الطَّعَامِ فِي كُلِّ وَجْبَةٍ دُونَ أَنْ يَشْبَعَ
Çocuk çok oburdu, her öğünde doymadan büyük miktarlarda yemek yiyordu.
boğazına düşkün, iştahlı, gırtlağına düşkün, doymaz, pisboğaz, açgöz, kursaksız
كَانَ يَلْتَهِمُ الطَّعَامَ بِنَهَمٍ شَدِيدٍ لِأَنَّهُ كَانَ جَائِعاً جِدّاً.
Çok aç olduğu için yemeği oburca yiyordu.
لَا تَنْهَمِ الطَّعَامَ بِهَذِهِ الطَّرِيقَةِ، تَنَاوَلْ طَعَامَكَ بِبُطْءٍ.
Yemeği bu şekilde açgözlülükle yeme, yemeğini yavaşça ye.