وَضَعَ الْفَلَّاحُ النِّيرَ عَلَى عُنُقِ الثَّوْرِ لِبَدْءِ حَرْثِ الْأَرْضِ.
Çiftçi, toprağı sürmeye başlamak için öküzün boynuna boyunduruğu yerleştirdi.
وَضَعَ الْفَلَّاحُ النِّيرَ عَلَى عُنُقِ الثَّوْرِ لِبَدْءِ حَرْثِ الْأَرْضِ.
Çiftçi, toprağı sürmeye başlamak için öküzün boynuna boyunduruğu yerleştirdi.
esaret, baskı, çatkılık
لَهُ عَقْلٌ نَيِّرٌ.
Onun aydın bir zihni var.
طَرَحَ الْأُسْتَاذُ فِكْرَةً نَيِّرَةً لِتَطْوِيرِ الْمَشْرُوعِ.
Profesör projenin geliştirilmesi için aydın bir fikir ortaya koydu.