هَاجَ الْبَحْرُ فَجْأَةً بِسَبَبِ الْعَاصِفَةِ الْقَوِيَّةِ
Şiddetli fırtına nedeniyle deniz aniden coştu
هَاجَ الْبَحْرُ فَجْأَةً بِسَبَبِ الْعَاصِفَةِ الْقَوِيَّةِ
Şiddetli fırtına nedeniyle deniz aniden coştu
هَاجَ الرَّجُلُ عِنْدَمَا عَلِمَ بِالظُّلْمِ الَّذِي تَعَرَّضَ لَهُ
Adam, maruz kaldığı adaletsizliği öğrenince öfkelendi
هَاجَتْ مَشَاعِرِي عِنْدَمَا رَأَيْتُ صَدِيقِي الْقَدِيمَ
Eski arkadaşımı gördüğümde duygularım kabardı
çıldırmak, çılgınlaşmak, kudurmak