كَانَتِ الْمَدِينَةُ هَامِدَةً فِي اللَّيْلِ، لَا يُوجَدُ فِيهَا حَرَكَةٌ تُذْكَرُ.
Şehir gece hareketsizdi, neredeyse hiç hareket yoktu.
كَانَتِ الْمَدِينَةُ هَامِدَةً فِي اللَّيْلِ، لَا يُوجَدُ فِيهَا حَرَكَةٌ تُذْكَرُ.
Şehir gece hareketsizdi, neredeyse hiç hareket yoktu.
كَانَتِ الزَّهْرَةُ هَامِدَةً بَعْدَ أَنْ لَمْ يَتِمَّ رَيُّهَا لِعِدَّةِ أَيَّامٍ.
Çiçek, birkaç gün sulanmadıktan sonra cansızdı.
كَانَتِ النَّارُ هَامِدَةً بَعْدَ أَنْ تُرِكَتْ دُونَ رِعَايَةٍ لِفَتْرَةٍ طَوِيلَةٍ.
Ateş, uzun süre bakımsız bırakıldıktan sonra sönüktü.
ölü, ölü gibi, meyyit, sakit