sönük

ضَوْءُ الْغُرْفَةِ بَاهِتٌ لِلْغَايَةِ، لِذَلِكَ يَجِبُ أَنْ أُحْضِرَ مِصْبَاحًا أَكْثَرَ سُطُوعًا لِلْقِرَاءَةِ.

Odanın ışığı çok sönük, bu yüzden okumak için daha parlak bir lamba getirmeliyim.

لَقَدْ تَحَدَّثَ بِصَوْتٍ خَافِتٍ، لِذَلِكَ وَاجَهْتُ صُعُوبَةً فِي فَهْمِ مَا قَالَهُ، لِذَلِكَ طَلَبْتُ مِنْهُ أَنْ يَتَحَدَّثَ بِصَوْتٍ أَعْلَى.

Sönük bir sesle konuştuğu için ne söylediğini anlamakta zorlandım, bu yüzden daha yüksek sesle konuşmasını istedim.

أَدَاءُ الْفَرِيقِ ضَعِيفٌ لِلْغَايَةِ هَذَا الْمَوْسِمَ، لِذَلِكَ يَشْعُرُ الْمُشَجِّعُونَ بِالْإِحْبَاطِ.

Takımın performansı bu sezon çok sönük, bu yüzden taraftarlar hayal kırıklığına uğradı.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler