هَرَعَ الأَطْفَالُ إِلَى الحَدِيقَةِ عِنْدَمَا سَمِعُوا صَوْتَ بَائِعِ الآيْس كْرِيم.
Çocuklar, dondurmacının sesini duyduklarında parka koştular.
هَرَعَ الأَطْفَالُ إِلَى الحَدِيقَةِ عِنْدَمَا سَمِعُوا صَوْتَ بَائِعِ الآيْس كْرِيم.
Çocuklar, dondurmacının sesini duyduklarında parka koştular.
هَرَعَ المُسَافِرُونَ إِلَى بَوَّابَاتِ الصُّعُودِ عِنْدَمَا أُعْلِنَ عَنْ تَأَخُّرِ الرِّحْلَةِ.
Yolcular, uçuşun geciktiği duyurulduğunda biniş kapılarına acele ettiler.
fırlamak