هَزِيّ

كَانَ صَوْتُهُ هَزِيّاً مِنْ شِدَّةِ البَرْدِ.

Sesi soğuktan titrek çıkıyordu.

كَانَ الجِسْرُ القَدِيمُ يَبْدُو هَزِيّاً عِنْدَ عُبُورِ الشَّاحِنَاتِ.

Eski köprü, kamyonlar geçerken sallantılı görünüyordu.

İlişkili Kelimeler