الْمُرُورُ فَوْقَ الْجِسْرِ الْقَدِيمِ خَطِرٌ لِأَنَّهُ مُهْتَزٌّ.
Eski köprü sallantılı olduğu için üzerinden geçmek tehlikeli.
الْمُرُورُ فَوْقَ الْجِسْرِ الْقَدِيمِ خَطِرٌ لِأَنَّهُ مُهْتَزٌّ.
Eski köprü sallantılı olduğu için üzerinden geçmek tehlikeli.
الِاقْتِصَادُ غَيْرُ الْمُسْتَقِرِّ يُقْلِقُ الْمُسْتَثْمِرِينَ.
Sallantılı bir ekonomi, yatırımcıları tedirgin eder.
مُقَلْقَل، رَجْرَاج