كَانَ الأَسَدُ هَيِّباً فِي عَرِينِهِ، يُثِيرُ الرَّهْبَةَ فِي قُلُوبِ الجَمِيعِ.
Aslan ininde heybetliydi, herkesin kalbine korku salıyordu.
كَانَ الأَسَدُ هَيِّباً فِي عَرِينِهِ، يُثِيرُ الرَّهْبَةَ فِي قُلُوبِ الجَمِيعِ.
Aslan ininde heybetliydi, herkesin kalbine korku salıyordu.
بَدَا القَصْرُ هَيِّباً فِي اللَّيْلِ، تَتَلَأْلَأُ أَنْوَارُهُ فِي كُلِّ مَكَانٍ.
Saray gece görkemli görünüyordu, ışıkları her yerde parlıyordu.
كَانَ المَشْرُوعُ هَيِّباً، يَتَطَلَّبُ الكَثِيرَ مِنَ الجُهْدِ وَالمَالِ لِإِنْجَازِهِ.
Proje muazzamdı, tamamlanması için çok çaba ve para gerektiriyordu.