كَانَتِ الْكَلِمَاتُ وَاخِزَةً وَمُؤَثِّرَةً فِي نَفْسِ الْوَقْتِ.
Kelimeler aynı anda acıtıcı ve etkileyiciydi.
كَانَتِ الْكَلِمَاتُ وَاخِزَةً وَمُؤَثِّرَةً فِي نَفْسِ الْوَقْتِ.
Kelimeler aynı anda acıtıcı ve etkileyiciydi.
شَعَرْتُ بِأَلَمٍ وَاخِزٍ فِي صَدْرِي بَعْدَ الْجَرْيِ لِمَسَافَةٍ طَوِيلَةٍ.
Uzun mesafe koştuktan sonra göğsümde batıcı bir ağrı hissettim.
كَانَتِ الْجُرُوحُ وَاخِزَةً وَمُؤْلِمَةً لِلْغَايَةِ بَعْدَ الْحَادِثِ.
Kazadan sonra yaralar sızlıyor ve çok acıyordu.
sızılı, sokucu