وَثَبَ الحِصَانُ فَوْقَ السِّيَاجِ فِي سِبَاقِ الخَيْلِ المُثِيرِ.
At, heyecan verici at yarışında çitin üzerinden atladı.
وَثَبَ الحِصَانُ فَوْقَ السِّيَاجِ فِي سِبَاقِ الخَيْلِ المُثِيرِ.
At, heyecan verici at yarışında çitin üzerinden atladı.
وَثَبَ الرِّيَاضِيُّ فَوْقَ الحَاجِزِ بِسُهُولَةٍ خِلَالَ التَّدْرِيبِ اليَوْمِيِّ.
Sporcu, günlük antrenman sırasında engelin üzerinden kolayca sıçradı.
وَثَبَ القِطُّ مِنَ النَّافِذَةِ عِنْدَمَا سَمِعَ صَوْتًا عَالِيًا فِي الخَارِجِ.
Kedi, dışarıda yüksek bir ses duyduğunda pencereden fırladı.
Ayrıca: hoplamak, zıplamak
sekmek
يَعْمَلُ لَاعِبُو الوَثْبِ العَالِي بِجِدٍّ فِي التَّدْرِيبَاتِ لِمُحَاوَلَةِ القَفْزِ أَعْلَى.
Yüksek atlama sporcuları antrenmanlarda çok çalışarak daha yükseğe zıplamaya çalışırlar.
hoplama, sekiş