فِي اللَّيْلِ، سَمِعَ الْأَطْفَالُ أَصْوَاتًا غَرِيبَةً وَاعْتَقَدُوا أَنَّ هُنَاكَ وَحْشًا يَخْتَبِئُ تَحْتَ السَّرِيرِ.
Geceleyin çocuklar garip sesler duydu ve yatağın altında bir canavarın saklandığını düşündüler.
فِي اللَّيْلِ، سَمِعَ الْأَطْفَالُ أَصْوَاتًا غَرِيبَةً وَاعْتَقَدُوا أَنَّ هُنَاكَ وَحْشًا يَخْتَبِئُ تَحْتَ السَّرِيرِ.
Geceleyin çocuklar garip sesler duydu ve yatağın altında bir canavarın saklandığını düşündüler.
الْأُمَّهَاتُ يُخَوِّفْنَ أَطْفَالَهُنَّ بِالْوَحْشِ حَتَّى لَا يَرْتَكِبُوا أَخْطَاءً.
Anneler, çocuklarını yaramazlık yapmamaları için öcü ile korkuturlar.
yabani hayvan, yırtıcı hayvan
وَحَّشَ صَوْتُ الرَّعْدِ الطِّفْلَ الصَّغِيرَ.
Gök gürültüsünün sesi küçük çocuğu ürküttü.
yabanileştirmek, vahşileştirmek