الْوَخْزُ فِي الْجُرْحِ هُوَ جُزْءٌ مِنْ عَمَلِيَّةِ الشِّفَاءِ.
Yaradaki sızı, iyileşme sürecinin bir parçasıdır.
الْوَخْزُ فِي الْجُرْحِ هُوَ جُزْءٌ مِنْ عَمَلِيَّةِ الشِّفَاءِ.
Yaradaki sızı, iyileşme sürecinin bir parçasıdır.
dürtme, buruntu, hançerleme, hançerlenme, iğneleme, iğnelenme, sızlama, sızlayış, dürteleme, bizleme
وَخَزَتْنِي كَلِمَةٌ قَاسِيَةٌ مِنْ صَدِيقِي الْمُقَرَّبِ.
Yakın arkadaşımdan gelen acımasız bir söz beni incitti.
وَخَزَ الطَّبِيبُ الْمَرِيضَ بِالْإِبْرَةِ لِإِعْطَائِهِ الْحُقْنَةَ.
Doktor, hastaya iğne yapmak için iğneyi batırdı.
dürtmek, çimdiklemek, hançerlemek, hançerlenmek, sızlamak, dürtelemek, bizlemek, iğnelemek, iğnelenmek