اشْتُهِرَ الرَّجُلُ بِوَرَعِهِ وَصِدْقِهِ.
Adam takvası ve dürüstlüğüyle tanındı.
اشْتُهِرَ الرَّجُلُ بِوَرَعِهِ وَصِدْقِهِ.
Adam takvası ve dürüstlüğüyle tanındı.
dindarlık, sofuluk, imanlılık, züht, mütedeyyinlik
كَانَ الشَّيْخُ رَجُلاً وَرِعاً يَقْضِي مُعْظَمَ وَقْتِهِ فِي الْعِبَادَةِ وَالدُّعَاءِ.
Şeyh, vaktinin çoğunu ibadet ve dua ile geçiren dindar bir adamdı.
غَالِباً مَا يَكُونُ النَّاسُ الْوَرِعُونَ مِثَالاً يُحْتَذَى بِهِ لِلْمُجْتَمَعِ.
Mütedeyyin insanlar genellikle topluma örnek olurlar.
غَالِبًا مَا يُوْلِي الْأَشْخَاصُ الْوَرِعُونَ أَهَمِّيَّةً كَبِيرَةً لِلْقِيَمِ الْأَخْلَاقِيَّةِ.
Sofu insanlar, genellikle ahlaki değerlere büyük önem verirler.
itikatlı