تَرَكَتِ الْفَضِيحَةُ وَصْمَةَ عَارٍ عَلَى سُمْعَةِ السِّيَاسِيِّ.
Skandal, politikacının itibarına bir leke bıraktı.
تَرَكَتِ الْفَضِيحَةُ وَصْمَةَ عَارٍ عَلَى سُمْعَةِ السِّيَاسِيِّ.
Skandal, politikacının itibarına bir leke bıraktı.
لَا يَزَالُ الْمَرَضُ الْعَقْلِيُّ يَحْمِلُ وَصْمَةً فِي الْعَدِيدِ مِنَ الْمُجْتَمَعَاتِ، مِمَّا يَمْنَعُ النَّاسَ مِنْ طَلَبِ الْمُسَاعَدَةِ.
Ruhsal hastalık hala birçok toplumda bir damga taşıyor, bu da insanların yardım istemesini engelliyor.
şaibe, yafta