وَضَبَتِ الْأُمُّ مَلَابِسَ الْأَطْفَالِ اسْتِعْدَاداً لِلسَّفَرِ.
Anne, seyahate hazırlanmak için çocukların kıyafetlerini topladı.
وَضَبَتِ الْأُمُّ مَلَابِسَ الْأَطْفَالِ اسْتِعْدَاداً لِلسَّفَرِ.
Anne, seyahate hazırlanmak için çocukların kıyafetlerini topladı.
وَضَبَ الْعَامِلُ الْأَدَوَاتِ فِي الصُّنْدُوقِ بَعْدَ الِانْتِهَاءِ مِنَ الْعَمَلِ.
İşçi, işi bitirdikten sonra aletleri kutuya düzenledi.
ambalajlanmak