الدِّفَاعُ عَنِ الْوَطَنِ وَاجِبٌ مُقَدَّسٌ عَلَى كُلِّ مُوَاطِنٍ.
Yurdu savunmak her vatandaşın kutsal görevidir.
الدِّفَاعُ عَنِ الْوَطَنِ وَاجِبٌ مُقَدَّسٌ عَلَى كُلِّ مُوَاطِنٍ.
Yurdu savunmak her vatandaşın kutsal görevidir.
الْوَطَنُ هُوَ الْمَكَانُ الَّذِي نَنْتَمِي إِلَيْهِ وَنَشْعُرُ فِيهِ بِالْأَمَانِ.
Vatan, ait olduğumuz ve güvende hissettiğimiz yerdir.
الْعَوْدَةُ إِلَى الْوَطَنِ بَعْدَ سَنَوَاتِ الْغُرْبَةِ حُلْمٌ يُرَاوِدُنِي دَائِمًا.
Yıllar süren gurbetten sonra memlekete dönmek her zaman aklımdan geçen bir hayaldir.
Ayrıca: ülke
toprak, sıla, diyar
تَعْمَلُ الْحُكُومَةُ عَلَى تَوْطِينِ اللَّاجِئِينَ فِي مَنَاطِقَ مُخْتَلِفَةٍ.
Hükümet, mültecileri farklı bölgelere yerleştirmek için çalışıyor.
yurtlandırmak, vatanlaştırmak, yerlileştirmek