وَفْد

وُفُود

اِسْتَقْبَلَ الرَّئِيسُ الْوَفْدَ التِّجَارِيَّ الَّذِي جَاءَ لِبَحْثِ فُرَصِ الِاسْتِثْمَارِ فِي الْبِلَادِ.

Başkan, ülkedeki yatırım fırsatlarını görüşmek üzere gelen ticari delegasyonu kabul etti.

وَصَلَ وَفْدٌ رَسْمِيٌّ مِنَ الْحُكُومَةِ لِزِيَارَةِ الْمِنْطَقَةِ الْمُتَضَرِّرَةِ مِنَ الْفَيَضَانَاتِ.

Hükümetten resmi bir heyet, selden zarar gören bölgeyi ziyaret etmek için geldi.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler