açık vermek

سَجَّلَتِ الشَّرِكَةُ عَجْزًا فِي مِيزَانِيَّتِهَا هَذَا الْعَامَ.

Şirket bu yıl bütçesinde açık verdi.

إِظْهَارُ نُقْطَةِ ضَعْفٍ فِي الدِّفَاعِ تَسَبَّبَ فِي تَلَقِّينَا هَدَفًا.

Savunmada açık vermek, gol yememize neden oldu.

تَصَرَّفَ بِحَذَرٍ لِأَنَّهُ لَمْ يَرْغَبْ فِي الْكَشْفِ عَنْ سِرٍّ أَثْنَاءَ الْحَدِيثِ.

Konuşurken açık vermek istemediği için dikkatli davrandı.

İlişkili Kelimeler