belli etmek

إِنَّهُ دَائِمًا خَجُولٌ جِدًّا بِشَأْنِ إِظْهَارِ مَشَاعِرِهِ.

O, duygularını belli etmek konusunda her zaman çok çekingendir.

كَانَ حَرِيصًا جِدًّا لِأَنَّهُ لَمْ يَرْغَبْ فِي الْكَشْفِ عَنْ سِرِّهِ لِأَيِّ شَخْصٍ.

Sırrını kimseye belli etmek istemediği için çok dikkatliydi.

İlişkili Kelimeler