شَرَحَ الْمُعَلِّمُ الْمَوْضُوعَ الْمُعَقَّدَ لِلطُّلَّابِ وَاحِدًا تِلْوَ الْآخَرِ.
Öğretmen, karmaşık konuyu öğrencilere tek tek açımladı.
شَرَحَ الْمُعَلِّمُ الْمَوْضُوعَ الْمُعَقَّدَ لِلطُّلَّابِ وَاحِدًا تِلْوَ الْآخَرِ.
Öğretmen, karmaşık konuyu öğrencilere tek tek açımladı.
فَسَّرَ الكَاتِبُ الرُّمُوزَ فِي رِوَايَتِهِ بِالتَّفْصِيلِ.
Yazar, romanındaki sembolleri detaylı bir şekilde açımladı.
وَضَّحَ المُتَحَدِّثُ النِّقَاطَ الرَّئِيسِيَّةَ بِوُضُوحٍ فِي عَرْضِهِ التَّقْدِيمِيِّ.
Konuşmacı, sunumunda ana noktaları açıkça açımladı.