ağır

هَذِهِ الْحَقِيبَةُ ثَقِيلَةٌ جِدّاً، أَجِدُ صُعُوبَةً فِي حَمْلِهَا.

Bu bavul çok ağır, taşımakta zorlanıyorum.

حَرَكَةُ الْمُرُورِ بَطِيئَةٌ جِدّاً، سَنَتَأَخَّرُ.

Trafik çok ağır ilerliyor, gecikeceğiz.

كَانَ هَذَا الِامْتِحَانُ صَعْباً جِدّاً، وَاجَهْتُ صُعُوبَةً فِي حَلِّ الْأَسْئِلَةِ.

Bu sınav çok ağırdı, soruları çözmekte zorlandım.

أَصَابَ الْمَدِينَةَ بَرْدٌ شَدِيدٌ هَذَا الشِّتَاءَ.

Bu kış şehri ağır bir soğuk vurdu.

Ayrıca: خَطِير

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler