شَكَّلَ انْحِدَارُ النَّجْمِ مَشْهَدًا سَاحِرًا فِي سَمَاءِ اللَّيْلِ.
Yıldızın ağması, gece gökyüzünde büyüleyici bir görüntü oluşturdu.
شَكَّلَ انْحِدَارُ النَّجْمِ مَشْهَدًا سَاحِرًا فِي سَمَاءِ اللَّيْلِ.
Yıldızın ağması, gece gökyüzünde büyüleyici bir görüntü oluşturdu.
خَلَقَ تَدَلِّي أَغْصَانِ الشَّجَرَةِ مِنْطَقَةً بَارِدَةً فِي الظِّلِّ.
Ağacın dallarının ağması, gölgede serin bir alan yarattı.
مَعَ مَيْلِ الشَّمْسِ، بَدَأَ الطَّقْسُ يَبْرُدُ.
Güneşin ağmasıyla birlikte hava serinlemeye başladı.